Dünyayı değiştirmek için yeni ortaklık türleri

Mart 20, 2015

Ronald de Jong

 

Philips’te benimsediğimiz en derin felsefelerden biri işimizi gerçekten anlamlı kılabilmek için insanların hayatlarında bir fark yaratmamız gerektiğidir. Başarı sadece rakamlarla, kişisel kazanımlarla veya manşetlerle değil, ancak dünyayı daha iyi bir yere dönüştürebilmek amacıyla  insanların sorunlarına tuttuğumuz ışıkla ölçülür. 

 

Bu temel inançlar Afrika için yenilikçi ve kar amacı gütmeyen bir proje ile hayata geçirilmiştir. Bu proje dünyanın en yalnız bırakılmış, muhtaç ve kırılgan toplumlarının yaşamlarını dönüştürecek bir dizi girişimin ilkini teşkil etmektedir. 

 

Kenya’nın başkenti Nairobi’de yeni anneler ve anne adayları ile çok küçük çocuklar Üretici Hareketi’nden faydalanacaklar. Bu hareket üreticilerin Anne ve Yeni Doğan Çocuk Sağlığı (MNCH) için yerel olarak üretilen temel medikal ekipman, cihaz ve yedek parçaların tasarım, prototip geliştirme ve test etme yaratıcılıklarını güçlendiren bir merkez.

 

Öte yandan pilot program sağlık hizmetlerine sadece erişim sağlamaktan çok daha çığır açıcı nitelikte. Proje, dünyanın en önemli iki insani yardım kuruluşu olan UNICEF ve Uluslararası Kızıl Haç ile heyecan verici küresel bir inovasyon ortaklığı kuran bağımsız yardım kuruluşu Philips Vakfı’nın bir parçası. Proje dezavantajlı ve ani felaketlere uğrayan toplumlarda kalıcı değişikliklerin yaratılmasına yardımcı olmayı amaçlıyor. Bu tür benzeri görülmemiş türde ortaklıklardan toplumların en acil sorunlarından bir kısmıyla ilgilenmek üzere oluşturulmuş yeni tip işbirliklerinin oluşacağına inanıyoruz.  

 

 

İş dünyasında ve insani yardım sektöründeki yaratıcı yeteneklerin birleşmesini sağlayacak güçlü özel- kamu sektörü ortaklıkları bizim teknolojik uzmanlığımızı, sorun çözme stratejilerimizi ve veriyle beslenen görüşlerimizi kullanacak ve bunları o toplumları ve ihtiyaçlarını herkesten iyi anlayan sahadaki kişilerin ellerine teslim edecektir.

 

Philips’te dahil olduğum en ilham verici girişimlerden biri bu ve böylesi yeni bir oluşumun parçası olmak -UNICEF ve Uluslararası Kızıl Haç daha önce çok uluslu bir şirketle böyle bir program girişiminde bulunmamışlardı-  bugüne kadar en gurur duyduğum başarılarım arasında yer alıyor.  

 

Kelimenin tam manasıyla ‘vakıf’ kelimesi bir temel kurmak anlamına gelir ve Philips’in ortaklarıyla birlikte tam olarak yapmak istediği de budur. Daha önce kimsenin kurmadığı veya eskiden var olan ama artık olmayan bir temel oluşturmak; ailelerin üzerine inşa edebilecekleri bir temel, öyle bir temel ki gelecek nesilleri de destekleyecek ve zenginleştirecek. 

 

Philips Vakfı çek yazıp bağış kurumlarını ve paydaşları o kaynaklarla ellerinden gelenin en iyisini yapmaya teşvik eden bir kuruluş değildir. Biz inovasyonu ve imkanlarımızı gerçek hayatta azami etkiyi sağlayacak şekilde kullanmaya inanan bir kuruluşuz. Bu da tüm dünyada inovatif, etkili ve önemseyen bir kuruluş olma ve 2025 yılına kadar üç milyar kişinin hayatını dönüştürme hedeflerimizi gerçekleştirmemize yardım ediyor.

 

Vakıf, kar amacı gütmeyen bağımsız bir yardım kuruluşu olarak, kamu ve özel sektör imkanlarının bir arada uyum içerisinde nasıl kullanılabileceğini gösterecek – toplumları anlayacak, hedefleri gerçeğe dönüştürecek ve insanların ihtiyaçlarına ölçek dahilinde cevap verecektir. En nihayetinde, insanların hayatlarını  kayda değer ölçüde ve çevreyi de sürdürülebilir kılacak şekilde değiştiren inovasyonu planlama konusunda 100 yılı aşkın deneyime sahibiz. Philips girişimci kültürü demek bizim atikliğimizin UNICEF ve Uluslararası Kızıl Haç’ın sürekli baş ettiği acil durumlarla mükemmel bir uyum içerisinde olması demektir. Bizler bir madalyonun iki yüzüyüz ve Vakıf etkin ekip çalışmasının neleri başarabileceğinin bir kanıtı olacak.   

 

 

Örneğin Kenya’daki aileler için veya ani bir tayfunla yerle bir olan Güney Doğu Asya’daki insanların mücadelesi için veya Latin Amerika’da enerji yoksulluğu çeken halkalar için ya da Sahra-altı Afrika’da temel sağlık hizmeti altyapısından mahrum olan çaresiz topluluklar için. İşte tüm bu insanlar için hastaların bakımına, doğum öncesi ve sonrası en iyi bakımın sunulmasına, en çok ihtiyacı olanlar için acil durum şartlarının sağlanmasına ve bütün bu konularla ilgili kendilerinin çalışmasını sağlayacak şekilde bilgi birikimlerimizi bu toplumlara aktarmaya yardımcı oluyoruz.    

 

Ve bu şekilde biz bir şirket olarak bu halkların spesifik ihtiyaçlarını ve arzularını öğrenip anlayacağız ve lojistik ile kültürel engelleri aşmanın daha etkili yollarını keşfedeceğiz. Kazandığımız içgörüler ekiplerimizin daha anlamlı ve düşük maliyetli ürünler geliştirmesini, hızlı inovasyonla taze fikirlerin inovasyon sürecini tetikleyeceği  bir platform yaratmasını sağlayacak.

 

İnovasyon konusundaki uzmanlığımızı insani operasyonların kalbine yerleştireceğiz ve bu sayede Anton Philips ve kardeşi Gerard’ın hayırseverlik mirasına katkıda bulunacağız ve hem müşterilerimize hem de daha az şanslı olanlara sunduğumuz hizmetin seviyesini artıracağız.  

 

Jeo-politika sonsuza dek değişti. Bugün en müthiş toplumsal değişimlere sebebiyet veren artık sadece süper güçler veya dev şirketler değil. Çözümler bizim birlikte çalışabilme kararlılığımız ve yeteneğimizde saklı. Ve biz Philips’te şirketleri– özellikle insanları, ürünleri ve uzmanlığı – insanı gayretlerle buluşturan ve bu sayede yardıma ihtiyacı olanlara ulaşan yepyeni ve vizyonu geniş bir hareketin ön saflarında yer almaktan dolayı inanılmaz gurur duyuyoruz.

 

Sadece bugün ve yarın için değil ama gelecek on yıllarda da…